3 Ocak 2021 Pazar

'Malatya'da engelli kıza tecavüz' iddiası hakkında flaş açıklama: Böyle bir bulgu yok

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Malatya'da bir engelli kız çocuğuna tecavüz edildiği yönündeki haberlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Soylu "Her meseleyi siyasi malzeme yapmak isteyenlerden, sosyal medya mahkemelerinden yorulduk." dedi. Valilik tarafından da konu ile ilgili olarak açıklama geldi. Açıklamada engelli kız çocuğunda bir tecavüz bulgusuna rastlanılmadığı belirtildi.
çişleri Bakanı Süleyman Soylu sosyal medyadan Malatya'da bir engelli kız çocuğuna tecavüz edildiği yönündeki haberlerle ilgili sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Bakan Soylu açıklamasında, "Her meseleyi siyasi malzeme yapmak isteyenlerden, sosyal medya mahkemelerinden YORULDUK Malatya'daki olayla ilgili birazdan valiliğimiz açıklama yapacak Olayı tüm yönleriyle adli ve güvenlik birimlerimiz tetkik ediyor ve tecavüz bulgusu yok Ailesi var, çocuk var, yeter artık" ifadelerini kullandı.
MALATYA VALİLİĞİ'NDEN AÇIKLAMA Malatya Valiliği tarafından da konu ile ilgili açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "02 Ocak 2021 tarihinde bazı sosyal medya hesaplarında; Malatya İli Arguvan İlçesi "Narmikan (Yazıbaşı) Mahallesinde engelli bir kız çocuğuna birden çok kişi tarafından cinsel istismarda bulunulduğuna" dair paylaşımlara yer verilmesi nedeniyle açıklama yapılması gereği duyulmuştur. 25.12.2020 tarihinde Arguvan İlçe Jandarma Komutanlığınca, Arguvan İlçesi Yazıbaşı (Narmikan) Mahallesinde yaşayan 2004 doğumlu zihinsel engelli E.G. isimli kız çocuğuna cinsel istismarda bulunulduğuna ilişkin ihbar alınması üzerine derhal Cumhuriyet Başsavcısına bilgi verilerek tahkikata başlanmıştır. ÇOCUK KORUMA ALTINA ALINDI Mağdur çocuk aynı gün Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzleme Merkezinde ifadesinin alınmasını müteakip MİAD Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğüne bağlı Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimine teslim edilerek 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında koruma ve bakım altına alınmıştır.

27 Mayıs 2016 Cuma

Nuh Köklü'nün katili Serkan Azizoğlu'na müebbet hapis cezası

Gazeteci Nuh Köklü'yü öldüren sanık Serkan Azizoğlu 'kasten öldürmek' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kadıköy'de arkadaşlarıyla kar topu oynayan gazeteci Nuh Köklü'yü, dükkanının camına kar topu isabet ettiği gerekçesiyle öldürdüğü iddia edilen iş yeri sahibi Serkan Azizoğlu "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Azizoğlu ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada kararını açıklayan mahkeme heyeti, Köklü'yü, dükkanının camına kar topu isabet ettiği gerekçesiyle öldürdüğü öne sürülen Azizoğlu'nu "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme heyeti, Azizoğlu'na yardım ettiği öne sürülen Nazım Coşanar'ın ise "kasten öldürmeye yardım etme" suçundan eylem sabit görülmediği gerekçesiyle beraatine karar verdi. #olayıngeçmişi Köklü, 17 Şubat 2015'te İstanbul Kadıköy Yeldeğirmeni’nde arkadaşlarıyla kar topu oynarken bıçaklanarak öldürülmüştü.

21 Nisan 2016 Perşembe

Arka Sokaklar dizisinde Hüsnü Çoban için cenaze töreni düzenleniyor

Arka Sokaklar'ın fragmanı sosyal medyayı salladı, hayranları Hüsnü Çoban için cenaze töreni düzenlemeye hazırlanıyor.  

Arka Sokaklar yeni bölümüyle yarın akşam saat 20:00'de Kanal D ekranlarında...

Kanal D'de ekrana gelen Arka Sokaklar dizisinin yeni bölüm fragmanı sosyal medyayı salladı. Özgür Ozan'ın hayat verdiği Hüsnü Çoban karakterinin vurulduğu anlar, izleyicileri üzdü. Hüsnü Çoban'ın öldüğünü düşünen hayranları Facebook'ta 'cenaze etkinliği' sayfası oluşturdu. 47 bin kişi yarın saat 14:00'te Karacaahmet Mezarlığı'nda gerçekleştirileceği söylenen cenaze törenine gideceğini bildirdi, 29 bin kişi ise 'gitmeyi düşünüyorum' dedi. Yayın hayatında 11 sezonu geride bırakan Arka Sokaklar'ın efsane karakterlerinden biri haline gelen 'Hüsnü Çoban'ın akıbeti ne olacak?' sorusu, yarın akşam yanıt bulacak.

 

Yaşlı kadın arazisini TSK'ya hibe etti!

Bir asker ile arasında geçen konuşmayı anlatan Cahide isimli yaşlı kadın, arazisini TSK'ya hibe ettiğini söyledi. Yaşlı kadın, kendisine ait bir araziyi kışla yapmak için satın almak için gelen askere önce arazisini satmayacağını söylediğini bunun üzerine komutanın kendisine tepki göstererek "Asker seni koruyorum ne demek satmıyorum" diyerek çıkıştığını anlatan Cahide ninenin komutana cevabı ise çok çarpıcı oldu "Benim sülalemde asker çok dedim, ben askerin ne olduğunu biliyorum dedim, ben askere para ile satmıyorum dedim, ben orayı askere hibe ediyorum dedim."

Bu sene de iyi bayrak astık! Liseli dahi ve girişimci Kaan Göksal’ın inanılmaz yükselişi

Daha 18 yaşına gelmemiş bir çocuk düşünün. Tatillerde yaşıtları gibi davranmayıp ailesine aldırdığı 3 boyutlu yazıcı ile çalışmalar yapıyor, kendi insansız hava aracını tasarlıyor...

 
Bu sene de iyi bayrak astık! Liseli dahi ve girişimci Kaan Göksal’ın inanılmaz yükselişi
PAYLAŞ
TWITTER
Bu sene de iyi bayrak astık! Liseli dahi ve girişimci Kaan Göksal’ın inanılmaz yükselişi

Sercan Eker / Mynet Haber


Kaan Göksal projelerini akademisyenler önünde sergileyip ThinkThing adını verdiği markasını geliştiriyor, ConnecThing adlı kendi şirketini kurup ülkenin ilk ve tek Makers Kulübü projesini hayata geçiriyor.
Bunca işinin arasında bir de ilkokul öğrencilerine “kodlama” öğretiyor. Ortaokul öğrencileriyle İHA yapıyor.

Evet, bir Hollywood filmi konusu gibi gelen bu şeyler gerçekleştirilebiliyor, hem de ülkemiz Türkiye’de yetişen bir genç tarafından…
Yukarıda kısaca bahsettiğimiz harika işlere imza atan genç Kaan Göksal ülkemizde pek ilgi görmese de yaptıkları ile yurt dışında birçok teknoloji sitesine haber olmayı başardı. Liseli girişimci, akranları facebook’ta birbirlerinin fotoğraflarını beğenip, LoL oynarken kendi şirketini kurup başına geçti, mobil cihazlarda kullanmak üzere programlar geliştirmeye, kod yazmaya başladı. Yaz kampında küçük öğrencilere ders verip kazandığı para ile kendi 3 boyutlu yazıcısını yapmak için malzemeler aldı.   
1 ay gibi bir sürede 3D yazıcısını yaptı!

Haber programlarında bahsedilmese de kendi çabası ile katıldığı Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde projelerini ve hayallerini anlatan bir konuşma yapan Göksal şu an yeni bir yatırım için anlaşma yapmak üzere.
Şuan kendi şirketim ConnecThing’de mobil uygulama yazıyorum ve arkadaki bilgisayarımızın kodlamasını yapıyorum. ConnectThing 10. Sınıfta stajda tanıştığım İlkay ile kurduğumuz bir şirket. Ekibimiz git gide büyüdü. Enerji verimliliği ve nesnelerin interneti (internet of things) konusunda fikirler yürütmeye başladık.”
Kendi geliştirdiği ve teknoloji uzmanlarının milyar dolarlık bir potansiyele sahip dedikleri enerji tasarruflu akıllı priz projesi için bir şirket ile ortaklık kurma aşamasında.
Gelecekdaha.net’e verdiği röportajda projeden şöyle bahsediyor Kaan:
“Bizim priz ne yapıyor? Çamaşır makinasını bizim prize takıyorsunuz. Çamaşır makinasını saat
6’da çalıştırıyorsunuz ve televizyon izlemeye gidiyorsunuz. Telefonunuza bakıyorsunuz bir uyarı gelmiş prizden. Saat 10’dan sonra çamaşır yıkarsanız şu kadar lira tasarruf edeceksiniz diyor. ‘Sizin için çamaşırınızı saat 10’dan sonra yıkayayım mı?’ diye soruyor. ‘Evet’e basıp telefonu kapatıyorsunuz ve sizin talimatınızı uyguluyor. Kısa vadede aylık 5-10 lira gibi bir tasarruf elde edebilirsiniz ama uzun vadede yüksek sayılara denk geliyor. Ayrıca bizim prizimizin içinde endüstriyel seviye bir enerji sensörü var. Bu sayede enerji firmalarına özel bilgiler (reaktif güç vs.) verebiliyoruz. Enerji firmaları enerji dağıtımlarını bu datalara göre düzenleyebiliyor. Bu da çok önemli çünkü şimdiye kadarki elektrik şebekeleri bir süre sonra yetmemeye başlayacak. Yeni elektrik santralleri kurmak yerine enerji dağıtımı optimize edilmiş olacak.”
Teknoloji sektöründe uluslararası alanda ülkemizi temsil eden bu gencin adını ileride sık sık duyacağız muhtemelen.
Bu arada bu kadar çalışmanın arasında kendine ve arkadaşlarına vakit ayırmayı ihmal etmiyor. Kaan aynı zamanda gayet iyi bir gitarist ;) Bu başarılı gencimizi daha da yakından tanımak için websitesine buyrun.
Kaan Göksal Kimdir?
Kaan Göksal ilköğrenimini tamamladıktan sonra Robert Kolej'i kazandı. Okulda Robot Kulübü ve Makers Kulübü'nün kuruculuğunu üstlenen Kaan liseyi bitirdikten sonra ABD'nin en iyi teknik üniversiteleri arasında bulunan Georgia Tech Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü'ne kabul edildi.


 

Denizi olmayan Gaziantep’e tersane kuran iş adamına yılın yatırımcı ödülü verilecek

Denizi olmayan Gaziantep'e gemi imalatı yapan tersane kuran iş adamı Mehmet Baharoğlu, Romanya'da düzenlenecek törenle 'yılın yatırımcı iş adamı' ödülünü alacak. 

GAP Gazeteciler Birliği tarafından Romanya'da düzenlenecek olan 13. GAP ları ödültöreninde li iş adamı Mehmet Baharoğlu'na 'yılın yatırımcı iş adamı' ödülü verilecek. GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Zeynel Abidin Kıymaz, iş adamı Mehmet Baharoğlu'nun denizi olmayan Gaziantep'te gemi imalatı yapan kurması nedeniyle ödüle layık görüldüğünü ifade etti.
Kıymaz, bu yıl 13.'sü düzenlenen GAP Oscarları ödül töreninde iş adamı Baharoğlu'nun yanı sıra
Gaziantepli Avrupa Birliği (AB) Bakan Yardımcısı Ali Şahin'e de 'yılın bürokratı' ödülünün verileceğini ifade etti. Kıymaz, "GAP Gazeteciler Birliği Genel Merkezimiz tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Uluslararası GAP Oscarı ödül törenimizin 13'üncüsü yönetim kurulumuzun almış olduğu kararla bu yıl Romanya'nın başkenti Bükreş'te yapılacaktır. Törene Türkiye, Almanya, Makedonya, Belçika, KKTC, Azerbaycan, Ukrayna, Macaristan, Bulgaristan başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde alanında başarılı olmuş siyaset, iş, sanat, medya ve spor dünyasının önemli isimleri katılacak. Ülkemizin en büyük ödül organizasyonları arasında yer alan GAP Oscarı bu yıl aynı zamanda ülkemizin ve bölgemizin tanıtımı için de büyük önem arz etmektedir” dedi
İHA'YA DA ÖDÜL VERİLECEK
Zeynel Abidin Kıymaz, Türkiye-Romanya Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde Bükreş'te 17-20 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek program çerçevesinde İhlas Haber Ajansı'na da 'yılın haber ajansı' ödülünün verileceğini söyledi. Ödülü İHA Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ballı'ya teslim edileceğini belirten Kıymaz, ödül verilecek isimleri şöyle açıkladı:
"Hüseyin Özgürgün (KKTC Başbakanı), Furkan Cako (Makedonya Devlet Bakanı), Ahmet Aydın (TBMM Başkan Vekili), Ali Şahin (AB Bakan Yardımcısı), Selçuk Özdağ (AK Parti Genel Başkan Yardımcısı), Mehmet Kasım Gülpınar (AK Parti Şanlıurfa Milletvekili), Dr. Gülay Yedekçi (CHP İstanbul Milletvekili), Emir Kır (Belçika-Brüksel Saint Joost Ten Noode Belediye Başkanı), Adnan Yaşar Görmez (Torbalı Belediye Başkanı), Dr. Eldar Hasanov (Azerbaycan'ın Belgrad Büyükelçisi), İsmail Ballı (İhlas Haber Ajansı Genel Müdür Yardımcısı), Ardan Zentürk (TV 24 Moderatör Gece Programı), Serdar Arseven
(Akit Gazetesi Ankara Temsilcisi), Coşkun Sabah (Sanatçı), Mehmet Baharoğlu (Yılın En Başarılı Yatırımcı İşadamı), Tamer Atalay (Türkiye-Romanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı), Zeynel Abidin Erdem (İşadamı), Atıl Ayaz (Ekonomi Kıbrıs Prestige Dergisi), Seyfullah Türksoy (Dünya Karapapak Türkleri Birliği), KKTC Girne Üniversitesi ve Prof. Dr. Mustafa Mehmet

 

Karaman'daki cinsel istismar sanığı Sincan Cezaevi'ne gönderildi

Karaman'da 10 erkek öğrenciye 'cinsel istismarda' bulunduğu iddiasıyla tutuklanan ve 508 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Muharrem Büyüktürk, Ereğli Cezaevi'nden Sincan F Tipi Cezaevine gönderildi.

 
Büyüktürk'ün aldığı ceza hakkında da temyize başvurulacak.
'ın en önemli okullarından Gazi Mustafa Kemal İlkokulu'ndan görevli sınıf öğretmeni , gönüllü olarak 'Belletmenlik' yaptığı Ensar Vakfı ile Karaman İmam Hatip Okulları Mezunları Derneği'ne (KAİMDER) ait kayıt dışı yurtlarda barınan 10 erkek öğrenciye 'cinsel istismarda' bulunduğu iddiasıyla geçen 5 Mart'ta tutuklandı.
 
Mağdurlardan 7’sine , 2’sine cinsel istismar, 1’ine de müstehcen görüntü izletip taciz etmek suçundan 600 yıla yakın hapsi istenen sanık Muharrem Büyüktürk, 'Kasten yaralama' 'Çocuğu müstehcen yayınları okumaya ve seyretmeye teşvik', 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı', 'Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyet yoksun kılma', 'Çocuğun cinsel istismarı' suçlamalarından dün Karaman Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Yapılan ön duruşmalarda mağdur çocukların ifadesi alındığı için çocuklar ve ailelerinin katılmadığı ilk duruşmada Muharrem Büyüktürk, hiçbir indirim uygulanmadan 508 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.
 
 
EREĞLİ CEZAEVİ'NDEN SİNCAN CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ  
 
Sanık Muharrem Büyüktürk, duruşmanın ardından polis ve jandarma kalkanı eşliğinde cezaevine bindirilerek tutuklu bulunduğu Ereğli T Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Büyüktürk'ün, duruşma ardından gayet rahat tavırla adliyeden çıkıp, cezaevine gittiği öğrenildi. Büyüktürk’ün, bu sabah saatlerinde ise güvenlik gerekçesiyle yüksek güvenlikli Sincan F Tipi Cezaevi'ne gönderildiği belirtildi.

KARAR İÇİN TEMYİZE GİDİLECEK

Muharrem Büyüktürk'ü Karaman Barosu'ndan hiç bir avukatın savunmak istememesi üzerine Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gereğince zorunlu olarak güçlükle ikna edilmesi sonucu bir avukat atandı. Büyüktürk'ün avukatı, kararla ilgili yine CMK gereği temyize başvuracaklarını belirtti.
İsmail Saymaz'dan canlı yayında Ensar açıklaması
İsmail Saymaz Karaman'da 10 erkek öğrenciye 'cinsel istismarda' bulunan ve Ensar Vakfıyla bağlantısını itiraf eden tecavüzcü öğretmen Muharrem Büyüktürk'e 508 yıl ceza verilmesini yorumladı. Gazeteci İsmail Saymaz'ın açıklamaları çok dikkat çekti.
Geçtiğimiz günlerde yine Habertürk TV'ye çıkan gazeteci İsmail Saymaz Ece Üner'in sunduğu "Enine Boyuna" programına katılmış, "Karaman Valisi ve İl Milli Eğitim Müdürü Ensar Vakfı’nın önüne yatmıştır” sözleri, sosyal medyada gündem olmuştu.
Dün de İsmail Saymaz'ın 'Bu malzemeler Ensar Vakfı'nın öğrenci hizmetlerinde, yurdunda kullanılmak üzere tahsis edilmiştir. Ensar vakfı Başkanı ne diyor? 'Bizim orada yurdumuz yok, misafirhanemiz var' diyor.' sözleri sosyal medyada çok konuşulacağa benziyor.
Saymaz'ın açıklmalarından öne çıkanlar şöyle:
'Hak ettiği cezayı aldığını düşünüyorum. Yargılamanın çok kısa sürede soruşturmanın çok hızlı yürütülüp yargılamanın tek günde bitirilmesi ister istemez insanlarda soru işareti bırakacaktır.

Soruşturma süreci çok eski değil bu arada. 4 Mart'ta başlıyor, bugün yani 20 Nisan'da sona eriyor. Hepi topu 40 günden söz ediyoruz.

Dava henüz bitmedi, bir dava da Konya Ereğli'de var. 7 çocuğu aldı kayıtlarını Konya Ereğli'ye götürdü. Orada bir kamu kurumunun lojmanını kiraladı, orada tuttu. Sonra kendi köyüne götürdü. Bu çocuklar Ereğli'ye gelmeden önce KAİMDER'deydi ama ondan önce de Ensar'daydı.

 

Ankara Garı saldırısı faillerinden IŞİD'li Nihat Ürkmez Elazığ'da yakalandı

Ankara Garı'nda 103 kişinin yaşamını yitirdiği saldırısı faillerinden IŞİD'li Nihat Ürkmez Elazığ'da yakalandı.

  Garı'nda 103 kişinin yaşamını yitirdiği saldırınıntalimatını veren firari Yunus Durmaz'ın bilgisayarından çıkan fotoğraflar Ankara Cumhuriyet Başsvcılığı tarafından il emniyet müdürlüklerine gönderildi.
 
ANKARA'YA GETİRİLDİ
 
Bingöl Emniyet Müdürlüğü ekipleri saldırının kuryesi Halil İbrahim Durgun ile birlikte görüntülenen IŞİD'li 'in Bingöl'den Elazığ'a geçtiğini tespit etti. IŞİD'li Nihat Ürkmez Elazığ'da gözaltına alınarak nın
soruşturmasının sürdüğü Ankara'ya getirildi. Ürkmez, mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine yollandı.

 

Körfez'in iki yakası birleşti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan körfez geçiş köprüsünün adını 'Osman Gazi' olarak açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, Türk ve Japon bayraklarının asıldığı köprünün üzerinden, son tabliyenin montajının yapılacağı noktaya yürüdü.

Burada konuşan Erdoğan, birazdan ismini açıklayacağı köprünün son tabliyesinin vidalarını Davutoğlu ve Yıldırım ile sıkacaklarını belirterek, tabliyenin kaynağının görevliler tarafından ayrıca yapılacağını söyledi.

"Gerçekten dünyada dördüncü özelliklere sahip bir köprüyle iftihar ediyoruz" diyen Erdoğan, köprünün detay özelliklerinin daha sonra belirtileceğini anlattı.

Gösterilen ilgi ve alakaya teşekkür eden Erdoğan, "Ülkemiz için,milletimiz için hayırlı olsun diyorum. Gerek Başbakanımıza gerek tüm kabine üyelerimize, Ulaştırma Bakanımıza ve tüm ekibimize şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Milletimiz için, tüm insanlık için hayırlı olsun diyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve Bakan Yıldırım, daha sonra son tabliyenin vidalarını sıkıştırdı.Köprüde son tabliyenin montajına Başbakan Yardımcıları Numan Kurtulmuşve Lütfi Elvan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son vidalamayı yaptığı anahtarı, hatıra olarak aldı. Bu arada açılışa özel, pirinçten anahtar, vida ve somun kullanıldı.

Burada hatıra fotoğrafı çektiren Erdoğan ve beraberindekiler,konuşmaların yapılacağı tören alanına geçti.

Bu arada, Erdoğan ve beraberindekilerin baret taktıkları ve kendileriiçin hazırlanan montları giydikleri görüldü.

433 kilometrelik Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi'nin en önemli bölümünü oluşturan İzmit Körfezi Asma Köprüsü'nde köprüde tabliyelerin montajı tamamlandı.
 
35 metre 93 santim genişliğinde 113 tabliyenin montajı tamamlanırken, 2 bin 682 metre uzunluğundaki köprü bin 550 metre orta açıklığıyla dünyanın en büyük orta açıklığa sahip 4'üncü asma köprüsü oldu. Köprünün ayaklarının bulunduğu Kocaeli Dilovası ile Yalova Hersek Burnu'nda bulunan şantiyelerde hummalı çalışmalar devam ederken, köprünün Mayıs ayında ulaşıma açılması planlanıyor. 

Yaklaşık 1.1 milyar dolar yatırımla yapılan Kocaeli ve Yalova istikametlerine 3'er şeritli yapılan köprüde 1 de hizmet şeridi bulunacak. Köprü ulaşıma açıldığında körfezi dolaşarak 2 saat, feribotla 1 saat olan İzmit Körfezi geçişi süresi yaklaşık 6 dakikaya inecek. Köprüden geçiş ücreti ise 35 dolar artı KDV olacak. Yani bugünkü kurla yaklaşık 120 lira.

BİR ÇOK ÜLKEDEN MÜHENDİS VE İŞÇİLER ÇALIŞIYOR

Gebze-Bursa Kesiminde 12 adet, Bursa-Balıkesir-Kırkağaç-Manisa kesiminde 6 adet, Kemalpaşa Ayrımı-İzmir kesiminde ise 2 adet olmak üzere toplam 20 adet viyadükten, Gebze –Bursa arasındaki 7 adet viyadük tamamlandı. 13  viyadükte ise çalışmalar devam ediyor. Projede aralarında Türkiye, Japonya, Almanya, Danimarka ve İtalyan uyruklu mühendis ve işçilerin bulunduğu toplam 7 bin 908 personel ile birlikte 1568  iş makinesinin çalıştığı öğrenildi. 
 

19 Nisan 2016 Salı

Türkiye, İran ile mi kazanır yoksa Sünni cepheyle mi?

İslam İşbirliği Teşkilatı 13.Zirvesi ardından sonuç bildirgesinde İran’ın hedefteki ülke olması ve Ankara’daki ikili temasta ise işbirliği mesajı verilmesi yakın gelecekte Tahran ile sürecin nasıl devam edeceği sorusunu gündeme getirdi.


Türkiye'nin ev sahipliğinde geçtiğimiz hafta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı 13.Zirvesi ardından sonuç bildirgesinde 'ın hedefteki ülke olması ve Ankara'daki ikili temasta ise işbirliği mesajı verilmesi yakın gelecekte Tahran ile sürecin nasıl devam edeceği sorusunu gündeme getirdi. Ortadoğu uzmanı Prof.Dr. Celalettin Yavuz'a göre, Türkiye'nin ekonomi, enerji ve güvenlik alanları açısından İran ile yakın ilişki içinde olması daha doğru bir diplomasi seçeneği olarak ortaya çıkıyor İstanbul'da gerçekleşen İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi'nde sonuç bildirgesinde, Suudi Arabistan lehine İran aleyhine ifadeler göze çarpmıştı. İran'da Tahran ve Meşhed'deki Suudi Arabistan misyonlarına yönelik saldırılarla diplomatik ve konsolosluk ilişkileri hakkındaki Viyana Sözleşmesi'nin ihlal edildiği belirtilmişti. İran'ın, Suudi Arabistan'a karşı "terör suçu” işlemiş kişileri "hukuki bir şekilde” idam etmesiyle ilgili ifadeleri için de "tahrik edici” nitelemesi dikkat çekmişti. Tahran, BM, İİT ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı bir şekilde Suudi Arabistan'ın içişlerine müdahalede bulunmakla suçlanmıştı. Bu gelişme üzerine İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise, zirvedeki kapanış toplantısına katılmayarak tepkisini ortaya koymuştu. Ancak Ruhani, zirve öncesinde Suudi Arabistan Kralı Selman'ın konuk olduğu Ankara'ya gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan ile geçen cumartesi günü görüştü ve beş sayfalık ikili bildirgeye de imza attı.
İşte Ankara – Tahran hattındaki bu son dönemeci araştırma merkezleri bünyesinde görev alan Prof.Dr. Celalettin Yavuz, Amerika'nın Sesi'ne değerlendirdi. Emekli Kurmay Albay Yavuz, kariyerini akademik alanda Ortadoğu bölgesi başta olmak üzere diplomasi, terör gibi konu başlıklarında çalışmalarıyla devam ettiren uzman bir isim.

'TÜRKİYE YUMUŞATABİLİRDİ'

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın, Suriye ve Irak'taki karışıklıklar IŞİD ve El-Nusra benzeri İslami odaklı olarak algılanan terör örgütleri gündemiyle toplandığını anımsatan Yavuz, ancak bu konulardan öte sonuç bildirisinde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi İran'ın şiddetli şekilde eleştirilmesinin dikkat çektiğini kaydetti. Türkiye'nin Mısır'dan dönem başkanlığını devir aldığı bu toplantıda adeta İran'nın yerden yeri vurulmuş olduğunu belirten Yavuz, oysa Türkiye'nin dönem başkanı sıfatıyla sonuç bildirisini yumuşatabileceği görüşünü ifade etti. Bölgede İran'ın başını çektiği Şii kuşak ve aynı zamanda Suudi Arabistan'ın da Sünni kuşak oluşturma çabası olduğunu kaydeden Yavuz, "Bu sonuç bildirisiyle Türkiye sanki Sünni kuşak tarafını tutmuş gibi oldu. Bu özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Dünya Harbi'nden sonra Ortadoğu'da izlemiş olduğu politik taraf tutmama, din ve mezhep yanlısı olmama gibi ve Cumhurbaşkanı'nın son ifadelerinde yer almasına rağmen bir taraf tutmuş izlenimi yarattı” diye konuştu.

İRAN İLE İLİŞKİLER KAZANÇLI'

Reel politik açısından durumu değerlendirmek gerektiğini söyleyen Yavuz, kendisi tarafından pek kullanımı uygun olmasa da İran ile ilişkileri yabana atılmayacak kadar neden "kazançlı” gördüğünü şöyle anlattı:”

"Baktığımızda gördüğümüz şudur, İran ile Suudi Arabistan'ın Türkiye ilişkilerini ele almak gerekir. Türkiye'nin İran ile ilişkileri en azından Güney Azerbaycan diyebileceğimiz bölgedeki Azeriler için son derece önemlidir. İran üzerinden Orta Asya'daki Türk devletlerine binlerce tır giriş-çıkış yapmaktadır. Bu açıdan önemlidir. Üçüncüsü de Türkiye, İran'a yönelik Birleşmiş Milletler ve ABD'nin yaptırımlarının son derece azalması durumunda İran ile özellikle enerji sektöründe olmak üzere ortak işbirliği alanları; 5 sayfalık ortak bildiride olduğu gibi açıktır. İran ile Türkiye'nin bölgede işbirliği alanları çok daha fazladır. Keza PKK terör örgütü ile mücadele açısından da İran ikna edilebilirse Türkiye'nin güvenliği açısından son derece önemli noktalar vardır. Baktığımızda Türkiye ile Suudi Arabistan arasında ise fazla işbirliği alanları yoktur. Sadece nerede vardır? Suriye politikasında ‘ya Beşar Esad gidecek ya gidecek' diyebileceğimiz çıkarları daha doğrusu çıkar da değil düşünceleri örtüşmektedir. Bana göre Türkiye açısından bu çıkar da değildir. Bunun dışında fazla işbirliği alanları yoktur. Bana göre, Suudi Arabistan'a fazla yaklaşmakla ve bu zirvede Suudi tarafınca denilenleri tıpa tıp uygulatmakla doğruyu yapmamıştır.”

Güney Azerbaycan'daki Türk nüfusuna ulaşmak ve Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetlerine ulaşmak açısından da İran ile diyaloğu vurgulayan Yavuz, özetle "İran'ın gücendirilmemesine özen gösterilmediğini gördüm” tespitini aktardı.

Ayrıca Türkmen ve Azerbaycan doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktarmayı öngörecek Nabucco projesini yeniden İran ile canlandırma seçeneğine de işaret eden Yavuz, bunun gibi işbirlikleriyle Türkiye'nin ihracaat girdilerinin son derece artış kaydedebileceğini de ifade etti.

ANKARA ZİYARETİ RUHANİ'NİN ÇABASI MI?

İran tarafınca çaba gösterildiği görüşünü aktaran Yavuz, "İran Cumhurbaşkanı Ruhani son derece akıllı hareket eden bir devlet adamı. Batı ile ilişkileri düzeltmekle ve İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasındaki isabetli adımlarında bunu görüyoruz. Bunun yanı sıra İran iddiasından da vazgeçmiş değildir. Keza 2007 yılında İran'ın parasını ödediği, 2010 yılından itibaren teslimi gerekli Rus S300 hava savunma füzelerini alamamış iken Ruhani ile birlikte bunları aldığını görürüz” diye konuştu. İran'ın Basra Körfezi ve Ortadoğu'daki bölgesel güç erkini kullandığını da kaydeden Yavuz, Ruhani'nin İsrail'in tepkisine rağmen Batı ile ilişkileri yeniden kurduğunu da vurguladı.

Ruhani'nin Türkiye'deki zirveye katıldığında İran'a yönelik böylesi tepkiler olacağını bilmediğini düşündüğünü de kaydeden Yavuz, Ankara'daki buluşmayı ise şöyle değerlendirdi:

"Ama bu tepkiye karşı zirvedeki son oturuma katılmayarak kendi tepkisini göstermiş oldu. Ruhani'nin Türkiye'ye gelişi öncesinde diplomatik çevrelerce yapılmış görüşmeler neticesinde bir planlama ortaya çıkmıştır. Yani Ankara'daki görüşme, zirveden sonra Türkiye'nin durumu düzeltmek için planladığı bir faaliyet değildir. Öncesinde planlanmıştır bu ziyaret. Bizim gibi değil. Bizim Cumhurbaşkanımız, mesela ‘one minute' diyerek içeriye mesaj vererek, oyları yükseltmek için ne yazık ki pire için yorgan yakan cinsinden değildir. Ruhani, buraya gelirken İran ve İranlılar'ın milli çıkarlarını düşünerek gelmiştir. Zirve bildirisindeki İran aleyhine ifadeler için gerekli tepkiyi koymuş ama İran'ın çıkarları için Türkiye ile işbirliğini gerçekleştirmek maksadıyla Ankara'daki toplantıyı gerçekleştirmiştir. Buradaki maharet ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenlerde değil İran Cumhurbaşkanı Ruhani'ye aittir.”

Yukarıdaki tespitleri nedeniyle İran hayranlığı gibi bir husus olmadığını da belirten Yavuz, diplomaside her ülke tarafından kendi çıkarları için hareket edildiğini de ifade etti. Türkiye'nin 2009 ve 2010 yıllarında Brezilya ile birlikte İran'a yaptırımlara karşı ciddi direniş gösterdiğini de anımsatan Yavuz, ancak Türkiye'nin o desteğinden yaklaşık 14 ay sonra şu anki PKK yönetici kadrosundan Murat Karayılan'ın İran'da yakalanmasına rağmen kısa sürede serbest bıkarılmış olduğunu da hatırlattı. Yavuz, o dönem mesela bu durumu "İran'ın yaptığı ihanet derecesinde bir harekettir” yorumunda bulunduğunu da söyledi.
"Türkiye, Sünni kuşağa destek vermekle neyi amaçlamaktadır, ne elde edecektir?” sorusunu yönelten Yavuz, diplomaside milli çıkarlara göre hareketi yeniden vurguladı.

İsrail'in Golan tepelerinde gerçekleştirdiği kabine toplantısını da anımsatan Yavuz, İsrail'in Golan'ın kendi hakimiyetinde kalacağı mesajını taşıyan bu toplantısını da İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kendi arasındaki zayıflığı ve parçalanmışlığı gördüğü için karşı bir hamle olarak görmek gerektiğini de dile getirdi.

İngiltere'de 'Erdoğan'a hakaret şiiri yarışması'

The Spectator dergisi yazarı Douglas Murray, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve komedyen Jan Böhmermann hakkında soruşturma açılmasına izin veren Almanya Başbakanı Angela Merkel'i protesto için ilginç bir yol seçti. Murray, bir şiir yarışması başlattı.

'de yayımlanan haftalık The Spectator dergisinin yazarlarından Douglas Murray, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip 'ı ve komedyen Jan Böhmermann hakkında soruşturma açılmasına izin veren Almanya Başbakanı Angela Merkel'i protesto etmek için ilginç bir yol seçti.

Douglas Murray dergininin internet sitesindeki son blog yazısında, yeni bir şiir yarışması başlattığını duyurdu. Murray yarışmanın adını da, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret şiiri yarışması" olarak belirledi. İngiliz yazar, yarışmaya katılmak isteyenlerin şiirlerini theeditor@spectator.co.uk göndermelerini istedi.

Jan Böhmermann 31 Mart'ta Almanya devlet televizyon kanalı ZDF'de yayımlanan programında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaretler içeren bir şiire yer vermişti.

Böhmermann, Alman Ceza Yasası'nın 103. maddesi uyarınca‚ yabancı devlet adamına ya da organına hakaret suçundan yargılanabilir. Bu madde üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Hakaret iftira amaçlıysa, ceza beş yıla kadar çıkıyor.

'Beş mısralık esprili şiirler yazın'

Douglas Murray ise The Spectator dergisinin internet sitesindeki blog yazısında Erdoğan'ı "despot" olarak nitelendirdi. Murray okurlarından, kendisi gibi Erdoğan hakkında beş mısralık esprili şiirler yazmalarını ve bu şiirlerin "olabildiğince hakaret içermesini" istedi.

Yazar, şiir yarışmasının galibinin de 23 Haziran tarihi öncesi açıklanacağını duyurdu. İngiltere'de bu tarihte, ülkenin Avrupa Birliği üyeliği için referandum yapılacak.

Douglas Murray, geçen ayki bir yazısında da İngiltere Başbakanı David Cameron'ı Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği destek nedeniyle eleştirmişti.

İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore ise 10 gün önce CNN Türk televizyonunda yaptığı açıklamada, "İngiltere'de sosyal medya üzerinden Kraliçe ya da Başbakan'a hakaret etmek cezalandırılmıyor" demişti.

6 kuşaktır o işi yapıyorlar

Aile ipekten elde edilen ürünleri, ABD başta olmak üzere Almanya, Danimarka gibi birçok ülkeye gönderdiklerini söyledi.

Köylülere dağıttıkları tohumlardan çıkan kozaları Gümüşgöze  Mahallesi'ndeki evlerinin önündeki kazanda kaynatan aile, el dokuma tezgahlarda  elde ettikleri ipek, kravat, masa örtüsü, fular gibi sayısız ürünü dokuyor.

Küçük yaşlarda ipekçilikle uğraşmaya başlayan HASAN Büyükaşık (83),  sabahın erken saatinde yaktığı ocağının başına geçerek kendi bestelediği ve işini  anlatan şarkısıyla kozadan iplikleri kaynayan sudan büyük bir incelikle  çıkarıyor.

Dedelerinin de bu işi yaparak geçimini sağladığını ifade eden  Büyükaşık, 7 yaşında öğrendiği işi o günden bu yana büyük bir aşkla yaptığını ve  çocuklarına da öğrettiğini söyledi.

Yılmaz Büyükaşık, 6 kuşaktır bu işi yaptıklarını yurt içinin yanı sıra  yurt dışına da ipekten elde ettikleri ürünleri gönderdiklerini kaydetti.

Babasının hala kazanın başında olduğunu belirten Büyükaşık, ''Koza  Birlik'ten aldığımız ve köylülere dağıttığımız tohumları bu aylarda toplayıp  çalışmalara başlıyoruz. Elimizde, Hatay'a özgü ve yok olma tehlikesi altındaki  ipek böceği türü 'Hatay Sarısı'ndan 500 kadar yumurta var, onları da üretip  çoğaltarak, işimizi büyük bir aşkla yürütüyoruz. Kozadan çektiğimiz ipekleri el  tezgahlarında dokuyoruz. İpekten yaptığımız ürünleri, ABD başta olmak üzere  Almanya, Danimarka gibi birçok ülkeye gönderiyoruz'' diye konuştu.

Hatay'da geleneksel yöntemlerle yaptıkları işin her platformda  tanıtımı için çaba gösterdiklerini vurgulayan Büyükaşık, bu kapsamda hemen her  fuara el dokuma tezgahlarıyla katılarak bu işin tanıtımını yapmaya gayret  ettiklerini söyledi.

Ali Büyükaşık da Hatay'da ipek üretiminin devamını sağlamak için  evlerinin bulunduğu alana okul yaptırma çalışmalarının bulunduğunu, ancak bunu  kendi imkanlarıyla yaptıkları için 2020 yılına kadar ancak tamamlanabileceğini  sözlerine ekledi.

Teslim olan teröristler pişmanlıklarını anlattı

Güvenlik güçlerine teslim olan teröristler, PKK tarafından kandırıldıklarını belirtti ve bölge halkına yaşattıklarından dolayı pişman olduklarını anlattı.

'nin ilçesinde güvenlik güçlerine teslim olan ler, bölücü terör örgütü tarafından kandırıldıklarını belirterek, örgüte katılmaları ve bölge halkına yaşattıklarından dolayı pişman olduklarını anlattı.
Yüksekova'da bölücü terör örgütüne yönelik operasyon sırasında teslim olan teröristlerden biri, güvenlik güçlerine verdiği ifadede, halkın kendilerinden kaçtığını, bu yüzden yaşadıkları evleri terk ettiklerini söyledi.
Vatandaşın evinin duvarlarını deldiklerini evlerin altında tüneller 
kazdıklarını ve kaçtıkları yerlerdeki evleri de yaktıklarını itiraf eden terörist, şu ifadeleri kullandı: "Kürt halkına ve bölge halkına fazla zarar verdik. Milletin göç etmesine sebep olduk, milletin evini talan ettik, millete zarar verdiler. Bize vaat ettikleri hiçbir şeyi yapmadılar. Bizi direkt ölüme sürdüler. Bize 'değerli olan eşyaları alın, duvarlarını delin ve işiniz bittiği halde evleri yakın çıkın' dediler. Pişmanım ben de devletin adaletine sığındım." 

İfadesinde teslim olduktan sonra yaşadıklarını da "Bizi oradan aldılar, direkt getirdiler. Bize yemek verdiler, bizi iyi ağırladılar. 15, 16, 17 yaşındaki genç çocuklar vardı hepsitelef oldu. En kısa zamanda gelip devlete sığınsınlar, bunun başka bir çaresi yok. Gittikleri yol, iyi yol değil, Kürt davası değil. Ama bunlar kin kusuyorlar, gencecik çocukları resmen ölüme sürüklüyorlar." sözleriyle aktardı..

'Herkesi kandırıp bu hale getiriyorlar'

Diğer terörist ise "Bu barikatların halka bir faydası olsaydı, halk burada olurdu, hendekleri barikatları bırakıp gitmezlerdi." dedi. Teslim olmaya karar verdiğini ama korkularının da bulunduğunu belirten terörist, "Mesela belki yanlış anlaşılıp vurulma, öldürülme korkusu vardı. Bir evden diğer eve geçmek için duvarlar açılıyordu, mevziler filan yapılmıştı zaten önceden. Evlerde tahribat oluyordu, önceden örgütün yerleştirdiği patlayıcılar vardı. Patlama sonucu yıkım oluyordu." ifadelerini kullandı. 

Teröristlerden bir diğeri de tedavi gördüğü Yüksekova Devlet Hastanesinde, başından geçenleri şöyle anlattı: "Yanımda
bir patlama oldu. Oradaki doktor, sözde beni muayene etti ama herhalde etim çürüdü, doğru dürüst muayene etmediği için gittikçe kötüleşmeye başladım. Beni tek başıma bir evde bıraktılar. Orada da epey zorlandım, kan kaybettim. O yüzden şimdi buradayım, arkadaşlar yardım ediyor. Tedavi ettiler sağ olsunlar, gittikçe iyi olmaya başlıyorum. Gençleri, cahil çocukları, yaşları küçük olan herkesi kandırıp bu hale getiriyorlar."