Günlük Haber Sitesi
Haberler, Olaylar ,Son dakika, Gündem, Magazin
3 Ocak 2021 Pazar
'Malatya'da engelli kıza tecavüz' iddiası hakkında flaş açıklama: Böyle bir bulgu yok
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Malatya'da bir engelli kız çocuğuna tecavüz edildiği yönündeki haberlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Soylu "Her meseleyi siyasi malzeme yapmak isteyenlerden, sosyal medya mahkemelerinden yorulduk." dedi. Valilik tarafından da konu ile ilgili olarak açıklama geldi. Açıklamada engelli kız çocuğunda bir tecavüz bulgusuna rastlanılmadığı belirtildi.
çişleri Bakanı Süleyman Soylu sosyal medyadan Malatya'da bir engelli kız çocuğuna tecavüz edildiği yönündeki haberlerle ilgili sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.
Bakan Soylu açıklamasında, "Her meseleyi siyasi malzeme yapmak isteyenlerden, sosyal medya mahkemelerinden YORULDUK Malatya'daki olayla ilgili birazdan valiliğimiz açıklama yapacak Olayı tüm yönleriyle adli ve güvenlik birimlerimiz tetkik ediyor ve tecavüz bulgusu yok Ailesi var, çocuk var, yeter artık" ifadelerini kullandı.
MALATYA VALİLİĞİ'NDEN AÇIKLAMA
Malatya Valiliği tarafından da konu ile ilgili açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"02 Ocak 2021 tarihinde bazı sosyal medya hesaplarında; Malatya İli Arguvan İlçesi "Narmikan (Yazıbaşı) Mahallesinde engelli bir kız çocuğuna birden çok kişi tarafından cinsel istismarda bulunulduğuna" dair paylaşımlara yer verilmesi nedeniyle açıklama yapılması gereği duyulmuştur.
25.12.2020 tarihinde Arguvan İlçe Jandarma Komutanlığınca, Arguvan İlçesi Yazıbaşı (Narmikan) Mahallesinde yaşayan 2004 doğumlu zihinsel engelli E.G. isimli kız çocuğuna cinsel istismarda bulunulduğuna ilişkin ihbar alınması üzerine derhal Cumhuriyet Başsavcısına bilgi verilerek tahkikata başlanmıştır.
ÇOCUK KORUMA ALTINA ALINDI
Mağdur çocuk aynı gün Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzleme Merkezinde ifadesinin alınmasını müteakip MİAD Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğüne bağlı Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimine teslim edilerek 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında koruma ve bakım altına alınmıştır.
27 Mayıs 2016 Cuma
Nuh Köklü'nün katili Serkan Azizoğlu'na müebbet hapis cezası
Gazeteci Nuh Köklü'yü öldüren sanık Serkan Azizoğlu 'kasten öldürmek' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Kadıköy'de arkadaşlarıyla kar topu oynayan gazeteci Nuh Köklü'yü, dükkanının camına kar topu isabet ettiği gerekçesiyle öldürdüğü iddia edilen iş yeri sahibi Serkan Azizoğlu "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Azizoğlu ile taraf avukatları katıldı.
Duruşmada kararını açıklayan mahkeme heyeti, Köklü'yü, dükkanının camına kar topu isabet ettiği gerekçesiyle öldürdüğü öne sürülen Azizoğlu'nu "kasten öldürme" suçundan
müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Mahkeme heyeti, Azizoğlu'na yardım ettiği öne sürülen Nazım Coşanar'ın ise "kasten öldürmeye yardım etme" suçundan eylem sabit görülmediği gerekçesiyle beraatine karar verdi.
#olayıngeçmişi
Köklü, 17 Şubat 2015'te İstanbul Kadıköy Yeldeğirmeni’nde arkadaşlarıyla kar topu oynarken bıçaklanarak öldürülmüştü.
21 Nisan 2016 Perşembe
Arka Sokaklar dizisinde Hüsnü Çoban için cenaze töreni düzenleniyor
Arka Sokaklar'ın fragmanı sosyal medyayı salladı, hayranları Hüsnü Çoban için cenaze töreni düzenlemeye hazırlanıyor.
Arka Sokaklar yeni bölümüyle yarın akşam saat 20:00'de Kanal D ekranlarında...
Kanal D'de ekrana gelen Arka Sokaklar dizisinin yeni bölüm fragmanı
sosyal medyayı salladı. Özgür Ozan'ın hayat verdiği Hüsnü Çoban
karakterinin vurulduğu anlar, izleyicileri üzdü. Hüsnü Çoban'ın öldüğünü
düşünen hayranları Facebook'ta 'cenaze etkinliği' sayfası oluşturdu. 47
bin kişi yarın saat 14:00'te Karacaahmet Mezarlığı'nda
gerçekleştirileceği söylenen cenaze törenine gideceğini bildirdi, 29 bin
kişi ise 'gitmeyi düşünüyorum' dedi. Yayın hayatında 11 sezonu geride
bırakan Arka Sokaklar'ın efsane karakterlerinden biri haline gelen
'Hüsnü Çoban'ın akıbeti ne olacak?' sorusu, yarın akşam yanıt bulacak.
Yaşlı kadın arazisini TSK'ya hibe etti!
Bir asker ile arasında geçen konuşmayı anlatan
Cahide isimli yaşlı kadın, arazisini TSK'ya hibe ettiğini söyledi.
Yaşlı kadın, kendisine ait bir araziyi kışla yapmak için satın almak
için gelen askere önce arazisini satmayacağını söylediğini bunun üzerine
komutanın kendisine tepki göstererek "Asker seni koruyorum ne demek
satmıyorum" diyerek çıkıştığını anlatan Cahide ninenin komutana cevabı
ise çok çarpıcı oldu "Benim sülalemde asker çok dedim, ben askerin ne
olduğunu biliyorum dedim, ben askere para ile satmıyorum dedim, ben
orayı askere hibe ediyorum dedim."
Bu sene de iyi bayrak astık! Liseli dahi ve girişimci Kaan Göksal’ın inanılmaz yükselişi
Daha 18 yaşına gelmemiş bir çocuk düşünün. Tatillerde yaşıtları gibi davranmayıp ailesine aldırdığı 3 boyutlu yazıcı ile çalışmalar yapıyor, kendi insansız hava aracını tasarlıyor...
Bu sene de iyi bayrak astık! Liseli dahi ve girişimci Kaan Göksal’ın inanılmaz yükselişi
PAYLAŞ
TWITTER
Sercan Eker / Mynet Haber
Kaan Göksal projelerini akademisyenler önünde sergileyip ThinkThing adını verdiği markasını geliştiriyor, ConnecThing adlı kendi şirketini kurup ülkenin ilk ve tek Makers Kulübü projesini hayata geçiriyor.
Bunca işinin arasında bir de ilkokul öğrencilerine “kodlama” öğretiyor. Ortaokul öğrencileriyle İHA yapıyor.
Evet, bir Hollywood filmi konusu gibi gelen bu şeyler gerçekleştirilebiliyor, hem de ülkemiz Türkiye’de yetişen bir genç tarafından…
Yukarıda kısaca bahsettiğimiz harika işlere imza atan genç Kaan Göksal ülkemizde pek ilgi görmese de yaptıkları ile yurt dışında birçok teknoloji sitesine haber olmayı başardı. Liseli girişimci, akranları facebook’ta birbirlerinin fotoğraflarını beğenip, LoL oynarken kendi şirketini kurup başına geçti, mobil cihazlarda kullanmak üzere programlar geliştirmeye, kod yazmaya başladı. Yaz kampında küçük öğrencilere ders verip kazandığı para ile kendi 3 boyutlu yazıcısını yapmak için malzemeler aldı.
1 ay gibi bir sürede 3D yazıcısını yaptı!
Haber programlarında bahsedilmese de kendi çabası ile katıldığı Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde projelerini ve hayallerini anlatan bir konuşma yapan Göksal şu an yeni bir yatırım için anlaşma yapmak üzere.
Şuan kendi şirketim ConnecThing’de mobil uygulama yazıyorum ve arkadaki bilgisayarımızın kodlamasını yapıyorum. ConnectThing 10. Sınıfta stajda tanıştığım İlkay ile kurduğumuz bir şirket. Ekibimiz git gide büyüdü. Enerji verimliliği ve nesnelerin interneti (internet of things) konusunda fikirler yürütmeye başladık.”
Kendi geliştirdiği ve teknoloji uzmanlarının milyar dolarlık bir potansiyele sahip dedikleri enerji tasarruflu akıllı priz projesi için bir şirket ile ortaklık kurma aşamasında.
Gelecekdaha.net’e verdiği röportajda projeden şöyle bahsediyor Kaan:
“Bizim priz ne yapıyor? Çamaşır makinasını bizim prize takıyorsunuz. Çamaşır makinasını saatTeknoloji sektöründe uluslararası alanda ülkemizi temsil eden bu gencin adını ileride sık sık duyacağız muhtemelen.
6’da çalıştırıyorsunuz ve televizyon izlemeye gidiyorsunuz. Telefonunuza bakıyorsunuz bir uyarı gelmiş prizden. Saat 10’dan sonra çamaşır yıkarsanız şu kadar lira tasarruf edeceksiniz diyor. ‘Sizin için çamaşırınızı saat 10’dan sonra yıkayayım mı?’ diye soruyor. ‘Evet’e basıp telefonu kapatıyorsunuz ve sizin talimatınızı uyguluyor. Kısa vadede aylık 5-10 lira gibi bir tasarruf elde edebilirsiniz ama uzun vadede yüksek sayılara denk geliyor. Ayrıca bizim prizimizin içinde endüstriyel seviye bir enerji sensörü var. Bu sayede enerji firmalarına özel bilgiler (reaktif güç vs.) verebiliyoruz. Enerji firmaları enerji dağıtımlarını bu datalara göre düzenleyebiliyor. Bu da çok önemli çünkü şimdiye kadarki elektrik şebekeleri bir süre sonra yetmemeye başlayacak. Yeni elektrik santralleri kurmak yerine enerji dağıtımı optimize edilmiş olacak.”
Bu arada bu kadar çalışmanın arasında kendine ve arkadaşlarına vakit ayırmayı ihmal etmiyor. Kaan aynı zamanda gayet iyi bir gitarist ;) Bu başarılı gencimizi daha da yakından tanımak için websitesine buyrun.
Kaan Göksal Kimdir?
Kaan Göksal ilköğrenimini tamamladıktan sonra Robert Kolej'i kazandı. Okulda Robot Kulübü ve Makers Kulübü'nün kuruculuğunu üstlenen Kaan liseyi bitirdikten sonra ABD'nin en iyi teknik üniversiteleri arasında bulunan Georgia Tech Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü'ne kabul edildi.
Denizi olmayan Gaziantep’e tersane kuran iş adamına yılın yatırımcı ödülü verilecek
Denizi olmayan Gaziantep'e gemi imalatı yapan tersane kuran iş adamı Mehmet Baharoğlu, Romanya'da düzenlenecek törenle 'yılın yatırımcı iş adamı' ödülünü alacak.
GAP Gazeteciler Birliği tarafından Romanya'da düzenlenecek olan 13. GAP Oscarları ödültöreninde Gaziantepli iş adamı Mehmet Baharoğlu'na 'yılın yatırımcı iş adamı' ödülü verilecek. GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Zeynel Abidin Kıymaz, iş adamı Mehmet Baharoğlu'nun denizi olmayan Gaziantep'te gemi imalatı yapan tersane kurması nedeniyle ödüle layık görüldüğünü ifade etti.Kıymaz, bu yıl 13.'sü düzenlenen GAP Oscarları ödül töreninde iş adamı Baharoğlu'nun yanı sıra

Gaziantepli Avrupa Birliği (AB) Bakan Yardımcısı Ali Şahin'e de 'yılın bürokratı' ödülünün verileceğini ifade etti. Kıymaz, "GAP Gazeteciler Birliği Genel Merkezimiz tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Uluslararası GAP Oscarı ödül törenimizin 13'üncüsü yönetim kurulumuzun almış olduğu kararla bu yıl Romanya'nın başkenti Bükreş'te yapılacaktır. Törene Türkiye, Almanya, Makedonya, Belçika, KKTC, Azerbaycan, Ukrayna, Macaristan, Bulgaristan başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde alanında başarılı olmuş siyaset, iş, sanat, medya ve spor dünyasının önemli isimleri katılacak. Ülkemizin en büyük ödül organizasyonları arasında yer alan GAP Oscarı bu yıl aynı zamanda ülkemizin ve bölgemizin tanıtımı için de büyük önem arz etmektedir” dedi
İHA'YA DA ÖDÜL VERİLECEK
Zeynel Abidin Kıymaz, Türkiye-Romanya Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde Bükreş'te 17-20 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek program çerçevesinde İhlas Haber Ajansı'na da 'yılın haber ajansı' ödülünün verileceğini söyledi. Ödülü İHA Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ballı'ya teslim edileceğini belirten Kıymaz, ödül verilecek isimleri şöyle açıkladı:
"Hüseyin Özgürgün (KKTC Başbakanı), Furkan Cako (Makedonya Devlet Bakanı), Ahmet Aydın (TBMM Başkan Vekili), Ali Şahin (AB Bakan Yardımcısı), Selçuk Özdağ (AK Parti Genel Başkan Yardımcısı), Mehmet Kasım Gülpınar (AK Parti Şanlıurfa Milletvekili), Dr. Gülay Yedekçi (CHP İstanbul Milletvekili), Emir Kır (Belçika-Brüksel Saint Joost Ten Noode Belediye Başkanı), Adnan Yaşar Görmez (Torbalı Belediye Başkanı), Dr. Eldar Hasanov (Azerbaycan'ın Belgrad Büyükelçisi), İsmail Ballı (İhlas Haber Ajansı Genel Müdür Yardımcısı), Ardan Zentürk (TV 24 Moderatör Gece Programı), Serdar Arseven

(Akit Gazetesi Ankara Temsilcisi), Coşkun Sabah (Sanatçı), Mehmet Baharoğlu (Yılın En Başarılı Yatırımcı İşadamı), Tamer Atalay (Türkiye-Romanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı), Zeynel Abidin Erdem (İşadamı), Atıl Ayaz (Ekonomi Kıbrıs Prestige Dergisi), Seyfullah Türksoy (Dünya Karapapak Türkleri Birliği), KKTC Girne Üniversitesi ve Prof. Dr. Mustafa Mehmet
Karaman'daki cinsel istismar sanığı Sincan Cezaevi'ne gönderildi
Karaman'da 10 erkek öğrenciye 'cinsel istismarda' bulunduğu iddiasıyla tutuklanan ve 508 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Muharrem Büyüktürk, Ereğli Cezaevi'nden Sincan F Tipi Cezaevine gönderildi.
Büyüktürk'ün aldığı ceza hakkında da temyize başvurulacak.
Karaman'ın en önemli okullarından Gazi Mustafa Kemal İlkokulu'ndan görevli sınıf öğretmeni Muharrem Büyüktürk, gönüllü olarak 'Belletmenlik' yaptığı Ensar Vakfı ile Karaman İmam Hatip Okulları Mezunları Derneği'ne (KAİMDER) ait kayıt dışı yurtlarda barınan 10 erkek öğrenciye 'cinsel istismarda' bulunduğu iddiasıyla geçen 5 Mart'ta tutuklandı.
Karaman'ın en önemli okullarından Gazi Mustafa Kemal İlkokulu'ndan görevli sınıf öğretmeni Muharrem Büyüktürk, gönüllü olarak 'Belletmenlik' yaptığı Ensar Vakfı ile Karaman İmam Hatip Okulları Mezunları Derneği'ne (KAİMDER) ait kayıt dışı yurtlarda barınan 10 erkek öğrenciye 'cinsel istismarda' bulunduğu iddiasıyla geçen 5 Mart'ta tutuklandı.
Mağdurlardan 7’sine tecavüz, 2’sine cinsel istismar, 1’ine de müstehcen görüntü izletip taciz etmek
suçundan 600 yıla yakın hapsi istenen sanık Muharrem Büyüktürk, 'Kasten
yaralama' 'Çocuğu müstehcen yayınları okumaya ve seyretmeye teşvik',
'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı', 'Cebir tehdit veya hile kullanarak
kişiyi hürriyet yoksun kılma', 'Çocuğun cinsel istismarı'
suçlamalarından dün Karaman Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Yapılan
ön duruşmalarda mağdur çocukların ifadesi alındığı için çocuklar ve
ailelerinin katılmadığı ilk duruşmada Muharrem Büyüktürk, hiçbir indirim
uygulanmadan 508 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.
suçundan 600 yıla yakın hapsi istenen sanık Muharrem Büyüktürk, 'Kasten
yaralama' 'Çocuğu müstehcen yayınları okumaya ve seyretmeye teşvik',
'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı', 'Cebir tehdit veya hile kullanarak
kişiyi hürriyet yoksun kılma', 'Çocuğun cinsel istismarı'
suçlamalarından dün Karaman Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Yapılan
ön duruşmalarda mağdur çocukların ifadesi alındığı için çocuklar ve
ailelerinin katılmadığı ilk duruşmada Muharrem Büyüktürk, hiçbir indirim
uygulanmadan 508 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.
EREĞLİ CEZAEVİ'NDEN SİNCAN CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ
Sanık Muharrem Büyüktürk, duruşmanın ardından polis ve jandarma
kalkanı eşliğinde cezaevine bindirilerek tutuklu bulunduğu Ereğli T Tipi
Cezaevi'ne gönderildi. Büyüktürk'ün, duruşma ardından gayet rahat
tavırla adliyeden çıkıp, cezaevine gittiği öğrenildi. Büyüktürk’ün, bu
sabah saatlerinde ise güvenlik gerekçesiyle yüksek güvenlikli Sincan F
Tipi Cezaevi'ne gönderildiği belirtildi.
KARAR İÇİN TEMYİZE GİDİLECEK
Muharrem Büyüktürk'ü Karaman Barosu'ndan hiç bir avukatın savunmak istememesi üzerine Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gereğince zorunlu olarak güçlükle ikna edilmesi sonucu bir avukat atandı. Büyüktürk'ün avukatı, kararla ilgili yine CMK gereği temyize başvuracaklarını belirtti. İsmail Saymaz'dan canlı yayında Ensar açıklaması
İsmail Saymaz Karaman'da 10 erkek öğrenciye 'cinsel istismarda' bulunan ve Ensar Vakfıyla bağlantısını itiraf eden tecavüzcü öğretmen Muharrem Büyüktürk'e 508 yıl ceza verilmesini yorumladı. Gazeteci İsmail Saymaz'ın açıklamaları çok dikkat çekti.
Geçtiğimiz günlerde yine Habertürk TV'ye çıkan gazeteci İsmail Saymaz Ece Üner'in sunduğu "Enine Boyuna" programına katılmış, "Karaman Valisi ve İl Milli Eğitim Müdürü Ensar Vakfı’nın önüne yatmıştır” sözleri, sosyal medyada gündem olmuştu.
Dün de İsmail Saymaz'ın 'Bu malzemeler Ensar Vakfı'nın öğrenci hizmetlerinde, yurdunda kullanılmak üzere tahsis edilmiştir. Ensar vakfı Başkanı ne diyor? 'Bizim orada yurdumuz yok, misafirhanemiz var' diyor.' sözleri sosyal medyada çok konuşulacağa benziyor.
Saymaz'ın açıklmalarından öne çıkanlar şöyle:
'Hak ettiği cezayı aldığını düşünüyorum. Yargılamanın çok kısa sürede soruşturmanın çok hızlı yürütülüp yargılamanın tek günde bitirilmesi ister istemez insanlarda soru işareti bırakacaktır.
Soruşturma süreci çok eski değil bu arada. 4 Mart'ta başlıyor, bugün yani 20 Nisan'da sona eriyor. Hepi topu 40 günden söz ediyoruz.
Dava henüz bitmedi, bir dava da Konya Ereğli'de var. 7 çocuğu aldı kayıtlarını Konya Ereğli'ye götürdü. Orada bir kamu kurumunun lojmanını kiraladı, orada tuttu. Sonra kendi köyüne götürdü. Bu çocuklar Ereğli'ye gelmeden önce KAİMDER'deydi ama ondan önce de Ensar'daydı.
KARAR İÇİN TEMYİZE GİDİLECEK
Muharrem Büyüktürk'ü Karaman Barosu'ndan hiç bir avukatın savunmak istememesi üzerine Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gereğince zorunlu olarak güçlükle ikna edilmesi sonucu bir avukat atandı. Büyüktürk'ün avukatı, kararla ilgili yine CMK gereği temyize başvuracaklarını belirtti. İsmail Saymaz'dan canlı yayında Ensar açıklaması
İsmail Saymaz Karaman'da 10 erkek öğrenciye 'cinsel istismarda' bulunan ve Ensar Vakfıyla bağlantısını itiraf eden tecavüzcü öğretmen Muharrem Büyüktürk'e 508 yıl ceza verilmesini yorumladı. Gazeteci İsmail Saymaz'ın açıklamaları çok dikkat çekti.
Geçtiğimiz günlerde yine Habertürk TV'ye çıkan gazeteci İsmail Saymaz Ece Üner'in sunduğu "Enine Boyuna" programına katılmış, "Karaman Valisi ve İl Milli Eğitim Müdürü Ensar Vakfı’nın önüne yatmıştır” sözleri, sosyal medyada gündem olmuştu.
Dün de İsmail Saymaz'ın 'Bu malzemeler Ensar Vakfı'nın öğrenci hizmetlerinde, yurdunda kullanılmak üzere tahsis edilmiştir. Ensar vakfı Başkanı ne diyor? 'Bizim orada yurdumuz yok, misafirhanemiz var' diyor.' sözleri sosyal medyada çok konuşulacağa benziyor.
Saymaz'ın açıklmalarından öne çıkanlar şöyle:
'Hak ettiği cezayı aldığını düşünüyorum. Yargılamanın çok kısa sürede soruşturmanın çok hızlı yürütülüp yargılamanın tek günde bitirilmesi ister istemez insanlarda soru işareti bırakacaktır.
Soruşturma süreci çok eski değil bu arada. 4 Mart'ta başlıyor, bugün yani 20 Nisan'da sona eriyor. Hepi topu 40 günden söz ediyoruz.
Dava henüz bitmedi, bir dava da Konya Ereğli'de var. 7 çocuğu aldı kayıtlarını Konya Ereğli'ye götürdü. Orada bir kamu kurumunun lojmanını kiraladı, orada tuttu. Sonra kendi köyüne götürdü. Bu çocuklar Ereğli'ye gelmeden önce KAİMDER'deydi ama ondan önce de Ensar'daydı.
Ankara Garı saldırısı faillerinden IŞİD'li Nihat Ürkmez Elazığ'da yakalandı
Ankara Garı'nda 103 kişinin yaşamını yitirdiği saldırısı faillerinden IŞİD'li Nihat Ürkmez Elazığ'da yakalandı.
Ankara Garı'nda 103 kişinin yaşamını yitirdiği saldırınıntalimatını veren firari Yunus Durmaz'ın bilgisayarından çıkan fotoğraflar Ankara Cumhuriyet Başsvcılığı tarafından il emniyet müdürlüklerine gönderildi.
ANKARA'YA GETİRİLDİ
Bingöl Emniyet Müdürlüğü ekipleri saldırının kuryesi Halil İbrahim Durgun ile birlikte görüntülenen IŞİD'li Nihat Ürkmez'in Bingöl'den Elazığ'a geçtiğini tespit etti. IŞİD'li Nihat Ürkmez Elazığ'da gözaltına alınarak Ankara Garı saldırısının 
soruşturmasının sürdüğü Ankara'ya getirildi. Ürkmez, mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine yollandı.

soruşturmasının sürdüğü Ankara'ya getirildi. Ürkmez, mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine yollandı.
Körfez'in iki yakası birleşti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan körfez geçiş köprüsünün adını 'Osman Gazi' olarak açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, Türk ve Japon bayraklarının asıldığı köprünün üzerinden, son tabliyenin montajının yapılacağı noktaya yürüdü.
Burada konuşan Erdoğan, birazdan ismini açıklayacağı köprünün son tabliyesinin vidalarını Davutoğlu ve Yıldırım ile sıkacaklarını belirterek, tabliyenin kaynağının görevliler tarafından ayrıca yapılacağını söyledi.
"Gerçekten dünyada dördüncü özelliklere sahip bir köprüyle iftihar ediyoruz" diyen Erdoğan, köprünün detay özelliklerinin daha sonra belirtileceğini anlattı.
Gösterilen ilgi ve alakaya teşekkür eden Erdoğan, "Ülkemiz için,milletimiz için hayırlı olsun diyorum. Gerek Başbakanımıza gerek tüm kabine üyelerimize, Ulaştırma Bakanımıza ve tüm ekibimize şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Milletimiz için, tüm insanlık için hayırlı olsun diyorum." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve Bakan Yıldırım, daha sonra son tabliyenin vidalarını sıkıştırdı.Köprüde son tabliyenin montajına Başbakan Yardımcıları Numan Kurtulmuşve Lütfi Elvan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son vidalamayı yaptığı anahtarı, hatıra olarak aldı. Bu arada açılışa özel, pirinçten anahtar, vida ve somun kullanıldı.
Burada hatıra fotoğrafı çektiren Erdoğan ve beraberindekiler,konuşmaların yapılacağı tören alanına geçti.
Bu arada, Erdoğan ve beraberindekilerin baret taktıkları ve kendileriiçin hazırlanan montları giydikleri görüldü.
433 kilometrelik Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi'nin en önemli bölümünü oluşturan İzmit Körfezi Asma Köprüsü'nde köprüde tabliyelerin montajı tamamlandı.
35 metre 93 santim genişliğinde 113 tabliyenin montajı tamamlanırken, 2 bin 682 metre uzunluğundaki köprü bin 550 metre orta açıklığıyla dünyanın en büyük orta açıklığa sahip 4'üncü asma köprüsü oldu. Köprünün ayaklarının bulunduğu Kocaeli Dilovası ile Yalova Hersek Burnu'nda bulunan şantiyelerde hummalı çalışmalar devam ederken, köprünün Mayıs ayında ulaşıma açılması planlanıyor.
Yaklaşık 1.1 milyar dolar yatırımla yapılan Kocaeli ve Yalova istikametlerine 3'er şeritli yapılan köprüde 1 de hizmet şeridi bulunacak. Köprü ulaşıma açıldığında körfezi dolaşarak 2 saat, feribotla 1 saat olan İzmit Körfezi geçişi süresi yaklaşık 6 dakikaya inecek. Köprüden geçiş ücreti ise 35 dolar artı KDV olacak. Yani bugünkü kurla yaklaşık 120 lira.
BİR ÇOK ÜLKEDEN MÜHENDİS VE İŞÇİLER ÇALIŞIYOR
Gebze-Bursa Kesiminde 12 adet, Bursa-Balıkesir-Kırkağaç-Manisa kesiminde 6 adet, Kemalpaşa Ayrımı-İzmir kesiminde ise 2 adet olmak üzere toplam 20 adet viyadükten, Gebze –Bursa arasındaki 7 adet viyadük tamamlandı. 13 viyadükte ise çalışmalar devam ediyor. Projede aralarında Türkiye, Japonya, Almanya, Danimarka ve İtalyan uyruklu mühendis ve işçilerin bulunduğu toplam 7 bin 908 personel ile birlikte 1568 iş makinesinin çalıştığı öğrenildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, Türk ve Japon bayraklarının asıldığı köprünün üzerinden, son tabliyenin montajının yapılacağı noktaya yürüdü.
Burada konuşan Erdoğan, birazdan ismini açıklayacağı köprünün son tabliyesinin vidalarını Davutoğlu ve Yıldırım ile sıkacaklarını belirterek, tabliyenin kaynağının görevliler tarafından ayrıca yapılacağını söyledi.
"Gerçekten dünyada dördüncü özelliklere sahip bir köprüyle iftihar ediyoruz" diyen Erdoğan, köprünün detay özelliklerinin daha sonra belirtileceğini anlattı.
Gösterilen ilgi ve alakaya teşekkür eden Erdoğan, "Ülkemiz için,milletimiz için hayırlı olsun diyorum. Gerek Başbakanımıza gerek tüm kabine üyelerimize, Ulaştırma Bakanımıza ve tüm ekibimize şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Milletimiz için, tüm insanlık için hayırlı olsun diyorum." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve Bakan Yıldırım, daha sonra son tabliyenin vidalarını sıkıştırdı.Köprüde son tabliyenin montajına Başbakan Yardımcıları Numan Kurtulmuşve Lütfi Elvan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son vidalamayı yaptığı anahtarı, hatıra olarak aldı. Bu arada açılışa özel, pirinçten anahtar, vida ve somun kullanıldı.
Burada hatıra fotoğrafı çektiren Erdoğan ve beraberindekiler,konuşmaların yapılacağı tören alanına geçti.
Bu arada, Erdoğan ve beraberindekilerin baret taktıkları ve kendileriiçin hazırlanan montları giydikleri görüldü.
433 kilometrelik Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi'nin en önemli bölümünü oluşturan İzmit Körfezi Asma Köprüsü'nde köprüde tabliyelerin montajı tamamlandı.
35 metre 93 santim genişliğinde 113 tabliyenin montajı tamamlanırken, 2 bin 682 metre uzunluğundaki köprü bin 550 metre orta açıklığıyla dünyanın en büyük orta açıklığa sahip 4'üncü asma köprüsü oldu. Köprünün ayaklarının bulunduğu Kocaeli Dilovası ile Yalova Hersek Burnu'nda bulunan şantiyelerde hummalı çalışmalar devam ederken, köprünün Mayıs ayında ulaşıma açılması planlanıyor.
Yaklaşık 1.1 milyar dolar yatırımla yapılan Kocaeli ve Yalova istikametlerine 3'er şeritli yapılan köprüde 1 de hizmet şeridi bulunacak. Köprü ulaşıma açıldığında körfezi dolaşarak 2 saat, feribotla 1 saat olan İzmit Körfezi geçişi süresi yaklaşık 6 dakikaya inecek. Köprüden geçiş ücreti ise 35 dolar artı KDV olacak. Yani bugünkü kurla yaklaşık 120 lira.
BİR ÇOK ÜLKEDEN MÜHENDİS VE İŞÇİLER ÇALIŞIYOR
Gebze-Bursa Kesiminde 12 adet, Bursa-Balıkesir-Kırkağaç-Manisa kesiminde 6 adet, Kemalpaşa Ayrımı-İzmir kesiminde ise 2 adet olmak üzere toplam 20 adet viyadükten, Gebze –Bursa arasındaki 7 adet viyadük tamamlandı. 13 viyadükte ise çalışmalar devam ediyor. Projede aralarında Türkiye, Japonya, Almanya, Danimarka ve İtalyan uyruklu mühendis ve işçilerin bulunduğu toplam 7 bin 908 personel ile birlikte 1568 iş makinesinin çalıştığı öğrenildi.
19 Nisan 2016 Salı
Türkiye, İran ile mi kazanır yoksa Sünni cepheyle mi?
İslam İşbirliği Teşkilatı 13.Zirvesi ardından sonuç bildirgesinde İran’ın hedefteki ülke olması ve Ankara’daki ikili temasta ise işbirliği mesajı verilmesi yakın gelecekte Tahran ile sürecin nasıl devam edeceği sorusunu gündeme getirdi.
Türkiye'nin ev sahipliğinde geçtiğimiz hafta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı 13.Zirvesi ardından sonuç bildirgesinde İran'ın
hedefteki ülke olması ve Ankara'daki ikili temasta ise işbirliği mesajı
verilmesi yakın gelecekte Tahran ile sürecin nasıl devam edeceği
sorusunu gündeme getirdi. Ortadoğu uzmanı Prof.Dr. Celalettin Yavuz'a
göre, Türkiye'nin ekonomi, enerji ve güvenlik alanları açısından İran
ile yakın ilişki içinde olması daha doğru bir diplomasi seçeneği olarak
ortaya çıkıyor İstanbul'da gerçekleşen İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi'nde sonuç
bildirgesinde, Suudi Arabistan lehine İran aleyhine ifadeler göze
çarpmıştı. İran'da Tahran ve Meşhed'deki Suudi Arabistan misyonlarına
yönelik saldırılarla diplomatik ve konsolosluk ilişkileri hakkındaki
Viyana Sözleşmesi'nin ihlal edildiği belirtilmişti. İran'ın, Suudi
Arabistan'a karşı "terör suçu” işlemiş kişileri "hukuki bir şekilde”
idam etmesiyle ilgili ifadeleri için de "tahrik edici” nitelemesi dikkat
çekmişti. Tahran, BM, İİT ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı
bir şekilde Suudi Arabistan'ın içişlerine müdahalede bulunmakla
suçlanmıştı. Bu gelişme üzerine İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise,
zirvedeki kapanış toplantısına katılmayarak tepkisini ortaya koymuştu.
Ancak Ruhani, zirve öncesinde Suudi Arabistan Kralı Selman'ın konuk
olduğu Ankara'ya gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan ile geçen cumartesi günü
görüştü ve beş sayfalık ikili bildirgeye de imza attı.

İşte Ankara – Tahran hattındaki bu son dönemeci araştırma merkezleri
bünyesinde görev alan Prof.Dr. Celalettin Yavuz, Amerika'nın Sesi'ne
değerlendirdi. Emekli Kurmay Albay Yavuz, kariyerini akademik alanda
Ortadoğu bölgesi başta olmak üzere diplomasi, terör gibi konu
başlıklarında çalışmalarıyla devam ettiren uzman bir isim.
'TÜRKİYE YUMUŞATABİLİRDİ'
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın, Suriye ve Irak'taki karışıklıklar IŞİD ve El-Nusra benzeri İslami odaklı olarak algılanan terör örgütleri gündemiyle toplandığını anımsatan Yavuz, ancak bu konulardan öte sonuç bildirisinde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi İran'ın şiddetli şekilde eleştirilmesinin dikkat çektiğini kaydetti. Türkiye'nin Mısır'dan dönem başkanlığını devir aldığı bu toplantıda adeta İran'nın yerden yeri vurulmuş olduğunu belirten Yavuz, oysa Türkiye'nin dönem başkanı sıfatıyla sonuç bildirisini yumuşatabileceği görüşünü ifade etti. Bölgede İran'ın başını çektiği Şii kuşak ve aynı zamanda Suudi Arabistan'ın da Sünni kuşak oluşturma çabası olduğunu kaydeden Yavuz, "Bu sonuç bildirisiyle Türkiye sanki Sünni kuşak tarafını tutmuş gibi oldu. Bu özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Dünya Harbi'nden sonra Ortadoğu'da izlemiş olduğu politik taraf tutmama, din ve mezhep yanlısı olmama gibi ve Cumhurbaşkanı'nın son ifadelerinde yer almasına rağmen bir taraf tutmuş izlenimi yarattı” diye konuştu.
İRAN İLE İLİŞKİLER KAZANÇLI'
Reel politik açısından durumu değerlendirmek gerektiğini söyleyen Yavuz, kendisi tarafından pek kullanımı uygun olmasa da İran ile ilişkileri yabana atılmayacak kadar neden "kazançlı” gördüğünü şöyle anlattı:”
"Baktığımızda gördüğümüz şudur, İran ile Suudi Arabistan'ın Türkiye ilişkilerini ele almak gerekir. Türkiye'nin İran ile ilişkileri en azından Güney Azerbaycan diyebileceğimiz bölgedeki Azeriler için son derece önemlidir. İran üzerinden Orta Asya'daki Türk devletlerine binlerce tır giriş-çıkış yapmaktadır. Bu açıdan önemlidir. Üçüncüsü de Türkiye, İran'a yönelik Birleşmiş Milletler ve ABD'nin yaptırımlarının son derece azalması durumunda İran ile özellikle enerji sektöründe olmak üzere ortak işbirliği alanları; 5 sayfalık ortak bildiride olduğu gibi açıktır. İran ile Türkiye'nin bölgede işbirliği alanları çok daha fazladır. Keza PKK terör örgütü ile mücadele açısından da İran ikna edilebilirse Türkiye'nin güvenliği açısından son derece önemli noktalar vardır. Baktığımızda Türkiye ile Suudi Arabistan arasında ise fazla işbirliği alanları yoktur. Sadece nerede vardır? Suriye politikasında ‘ya Beşar Esad gidecek ya gidecek' diyebileceğimiz çıkarları daha doğrusu çıkar da değil düşünceleri örtüşmektedir. Bana göre Türkiye açısından bu çıkar da değildir. Bunun dışında fazla işbirliği alanları yoktur. Bana göre, Suudi Arabistan'a fazla yaklaşmakla ve bu zirvede Suudi tarafınca denilenleri tıpa tıp uygulatmakla doğruyu yapmamıştır.”
Güney Azerbaycan'daki Türk nüfusuna ulaşmak ve Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetlerine ulaşmak açısından da İran ile diyaloğu vurgulayan Yavuz, özetle "İran'ın gücendirilmemesine özen gösterilmediğini gördüm” tespitini aktardı.
Ayrıca Türkmen ve Azerbaycan doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktarmayı öngörecek Nabucco projesini yeniden İran ile canlandırma seçeneğine de işaret eden Yavuz, bunun gibi işbirlikleriyle Türkiye'nin ihracaat girdilerinin son derece artış kaydedebileceğini de ifade etti.
ANKARA ZİYARETİ RUHANİ'NİN ÇABASI MI?
İran tarafınca çaba gösterildiği görüşünü aktaran Yavuz, "İran Cumhurbaşkanı Ruhani son derece akıllı hareket eden bir devlet adamı. Batı ile ilişkileri düzeltmekle ve İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasındaki isabetli adımlarında bunu görüyoruz. Bunun yanı sıra İran iddiasından da vazgeçmiş değildir. Keza 2007 yılında İran'ın parasını ödediği, 2010 yılından itibaren teslimi gerekli Rus S300 hava savunma füzelerini alamamış iken Ruhani ile birlikte bunları aldığını görürüz” diye konuştu. İran'ın Basra Körfezi ve Ortadoğu'daki bölgesel güç erkini kullandığını da kaydeden Yavuz, Ruhani'nin İsrail'in tepkisine rağmen Batı ile ilişkileri yeniden kurduğunu da vurguladı.
Ruhani'nin Türkiye'deki zirveye katıldığında İran'a yönelik böylesi tepkiler olacağını bilmediğini düşündüğünü de kaydeden Yavuz, Ankara'daki buluşmayı ise şöyle değerlendirdi:
"Ama bu tepkiye karşı zirvedeki son oturuma katılmayarak kendi tepkisini göstermiş oldu. Ruhani'nin Türkiye'ye gelişi öncesinde diplomatik çevrelerce yapılmış görüşmeler neticesinde bir planlama ortaya çıkmıştır. Yani Ankara'daki görüşme, zirveden sonra Türkiye'nin durumu düzeltmek için planladığı bir faaliyet değildir. Öncesinde planlanmıştır bu ziyaret. Bizim gibi değil. Bizim Cumhurbaşkanımız, mesela ‘one minute' diyerek içeriye mesaj vererek, oyları yükseltmek için ne yazık ki pire için yorgan yakan cinsinden değildir. Ruhani, buraya gelirken İran ve İranlılar'ın milli çıkarlarını düşünerek gelmiştir. Zirve bildirisindeki İran aleyhine ifadeler için gerekli tepkiyi koymuş ama İran'ın çıkarları için Türkiye ile işbirliğini gerçekleştirmek maksadıyla Ankara'daki toplantıyı gerçekleştirmiştir. Buradaki maharet ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenlerde değil İran Cumhurbaşkanı Ruhani'ye aittir.”
Yukarıdaki tespitleri nedeniyle İran hayranlığı gibi bir husus olmadığını da belirten Yavuz, diplomaside her ülke tarafından kendi çıkarları için hareket edildiğini de ifade etti. Türkiye'nin 2009 ve 2010 yıllarında Brezilya ile birlikte İran'a yaptırımlara karşı ciddi direniş gösterdiğini de anımsatan Yavuz, ancak Türkiye'nin o desteğinden yaklaşık 14 ay sonra şu anki PKK yönetici kadrosundan Murat Karayılan'ın İran'da yakalanmasına rağmen kısa sürede serbest bıkarılmış olduğunu da hatırlattı. Yavuz, o dönem mesela bu durumu "İran'ın yaptığı ihanet derecesinde bir harekettir” yorumunda bulunduğunu da söyledi.
"Türkiye, Sünni kuşağa destek vermekle neyi amaçlamaktadır, ne elde edecektir?” sorusunu yönelten Yavuz, diplomaside milli çıkarlara göre hareketi yeniden vurguladı.
İsrail'in Golan tepelerinde gerçekleştirdiği kabine toplantısını da anımsatan Yavuz, İsrail'in Golan'ın kendi hakimiyetinde kalacağı mesajını taşıyan bu toplantısını da İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kendi arasındaki zayıflığı ve parçalanmışlığı gördüğü için karşı bir hamle olarak görmek gerektiğini de dile getirdi.
'TÜRKİYE YUMUŞATABİLİRDİ'
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın, Suriye ve Irak'taki karışıklıklar IŞİD ve El-Nusra benzeri İslami odaklı olarak algılanan terör örgütleri gündemiyle toplandığını anımsatan Yavuz, ancak bu konulardan öte sonuç bildirisinde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi İran'ın şiddetli şekilde eleştirilmesinin dikkat çektiğini kaydetti. Türkiye'nin Mısır'dan dönem başkanlığını devir aldığı bu toplantıda adeta İran'nın yerden yeri vurulmuş olduğunu belirten Yavuz, oysa Türkiye'nin dönem başkanı sıfatıyla sonuç bildirisini yumuşatabileceği görüşünü ifade etti. Bölgede İran'ın başını çektiği Şii kuşak ve aynı zamanda Suudi Arabistan'ın da Sünni kuşak oluşturma çabası olduğunu kaydeden Yavuz, "Bu sonuç bildirisiyle Türkiye sanki Sünni kuşak tarafını tutmuş gibi oldu. Bu özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Dünya Harbi'nden sonra Ortadoğu'da izlemiş olduğu politik taraf tutmama, din ve mezhep yanlısı olmama gibi ve Cumhurbaşkanı'nın son ifadelerinde yer almasına rağmen bir taraf tutmuş izlenimi yarattı” diye konuştu.
İRAN İLE İLİŞKİLER KAZANÇLI'
Reel politik açısından durumu değerlendirmek gerektiğini söyleyen Yavuz, kendisi tarafından pek kullanımı uygun olmasa da İran ile ilişkileri yabana atılmayacak kadar neden "kazançlı” gördüğünü şöyle anlattı:”
"Baktığımızda gördüğümüz şudur, İran ile Suudi Arabistan'ın Türkiye ilişkilerini ele almak gerekir. Türkiye'nin İran ile ilişkileri en azından Güney Azerbaycan diyebileceğimiz bölgedeki Azeriler için son derece önemlidir. İran üzerinden Orta Asya'daki Türk devletlerine binlerce tır giriş-çıkış yapmaktadır. Bu açıdan önemlidir. Üçüncüsü de Türkiye, İran'a yönelik Birleşmiş Milletler ve ABD'nin yaptırımlarının son derece azalması durumunda İran ile özellikle enerji sektöründe olmak üzere ortak işbirliği alanları; 5 sayfalık ortak bildiride olduğu gibi açıktır. İran ile Türkiye'nin bölgede işbirliği alanları çok daha fazladır. Keza PKK terör örgütü ile mücadele açısından da İran ikna edilebilirse Türkiye'nin güvenliği açısından son derece önemli noktalar vardır. Baktığımızda Türkiye ile Suudi Arabistan arasında ise fazla işbirliği alanları yoktur. Sadece nerede vardır? Suriye politikasında ‘ya Beşar Esad gidecek ya gidecek' diyebileceğimiz çıkarları daha doğrusu çıkar da değil düşünceleri örtüşmektedir. Bana göre Türkiye açısından bu çıkar da değildir. Bunun dışında fazla işbirliği alanları yoktur. Bana göre, Suudi Arabistan'a fazla yaklaşmakla ve bu zirvede Suudi tarafınca denilenleri tıpa tıp uygulatmakla doğruyu yapmamıştır.”
Güney Azerbaycan'daki Türk nüfusuna ulaşmak ve Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetlerine ulaşmak açısından da İran ile diyaloğu vurgulayan Yavuz, özetle "İran'ın gücendirilmemesine özen gösterilmediğini gördüm” tespitini aktardı.
Ayrıca Türkmen ve Azerbaycan doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktarmayı öngörecek Nabucco projesini yeniden İran ile canlandırma seçeneğine de işaret eden Yavuz, bunun gibi işbirlikleriyle Türkiye'nin ihracaat girdilerinin son derece artış kaydedebileceğini de ifade etti.
ANKARA ZİYARETİ RUHANİ'NİN ÇABASI MI?
İran tarafınca çaba gösterildiği görüşünü aktaran Yavuz, "İran Cumhurbaşkanı Ruhani son derece akıllı hareket eden bir devlet adamı. Batı ile ilişkileri düzeltmekle ve İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasındaki isabetli adımlarında bunu görüyoruz. Bunun yanı sıra İran iddiasından da vazgeçmiş değildir. Keza 2007 yılında İran'ın parasını ödediği, 2010 yılından itibaren teslimi gerekli Rus S300 hava savunma füzelerini alamamış iken Ruhani ile birlikte bunları aldığını görürüz” diye konuştu. İran'ın Basra Körfezi ve Ortadoğu'daki bölgesel güç erkini kullandığını da kaydeden Yavuz, Ruhani'nin İsrail'in tepkisine rağmen Batı ile ilişkileri yeniden kurduğunu da vurguladı.
Ruhani'nin Türkiye'deki zirveye katıldığında İran'a yönelik böylesi tepkiler olacağını bilmediğini düşündüğünü de kaydeden Yavuz, Ankara'daki buluşmayı ise şöyle değerlendirdi:
"Ama bu tepkiye karşı zirvedeki son oturuma katılmayarak kendi tepkisini göstermiş oldu. Ruhani'nin Türkiye'ye gelişi öncesinde diplomatik çevrelerce yapılmış görüşmeler neticesinde bir planlama ortaya çıkmıştır. Yani Ankara'daki görüşme, zirveden sonra Türkiye'nin durumu düzeltmek için planladığı bir faaliyet değildir. Öncesinde planlanmıştır bu ziyaret. Bizim gibi değil. Bizim Cumhurbaşkanımız, mesela ‘one minute' diyerek içeriye mesaj vererek, oyları yükseltmek için ne yazık ki pire için yorgan yakan cinsinden değildir. Ruhani, buraya gelirken İran ve İranlılar'ın milli çıkarlarını düşünerek gelmiştir. Zirve bildirisindeki İran aleyhine ifadeler için gerekli tepkiyi koymuş ama İran'ın çıkarları için Türkiye ile işbirliğini gerçekleştirmek maksadıyla Ankara'daki toplantıyı gerçekleştirmiştir. Buradaki maharet ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenlerde değil İran Cumhurbaşkanı Ruhani'ye aittir.”
Yukarıdaki tespitleri nedeniyle İran hayranlığı gibi bir husus olmadığını da belirten Yavuz, diplomaside her ülke tarafından kendi çıkarları için hareket edildiğini de ifade etti. Türkiye'nin 2009 ve 2010 yıllarında Brezilya ile birlikte İran'a yaptırımlara karşı ciddi direniş gösterdiğini de anımsatan Yavuz, ancak Türkiye'nin o desteğinden yaklaşık 14 ay sonra şu anki PKK yönetici kadrosundan Murat Karayılan'ın İran'da yakalanmasına rağmen kısa sürede serbest bıkarılmış olduğunu da hatırlattı. Yavuz, o dönem mesela bu durumu "İran'ın yaptığı ihanet derecesinde bir harekettir” yorumunda bulunduğunu da söyledi.
"Türkiye, Sünni kuşağa destek vermekle neyi amaçlamaktadır, ne elde edecektir?” sorusunu yönelten Yavuz, diplomaside milli çıkarlara göre hareketi yeniden vurguladı.
İsrail'in Golan tepelerinde gerçekleştirdiği kabine toplantısını da anımsatan Yavuz, İsrail'in Golan'ın kendi hakimiyetinde kalacağı mesajını taşıyan bu toplantısını da İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kendi arasındaki zayıflığı ve parçalanmışlığı gördüğü için karşı bir hamle olarak görmek gerektiğini de dile getirdi.
İngiltere'de 'Erdoğan'a hakaret şiiri yarışması'
The Spectator dergisi yazarı Douglas Murray, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve komedyen Jan Böhmermann hakkında soruşturma açılmasına izin veren Almanya Başbakanı Angela Merkel'i protesto için ilginç bir yol seçti. Murray, bir şiir yarışması başlattı.
İngiltere'de yayımlanan haftalık The Spectator dergisinin yazarlarından Douglas Murray, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve komedyen Jan Böhmermann hakkında soruşturma açılmasına izin veren Almanya Başbakanı Angela Merkel'i protesto etmek için ilginç bir yol seçti.
Douglas Murray dergininin internet sitesindeki son blog yazısında, yeni bir şiir yarışması başlattığını duyurdu. Murray yarışmanın adını da, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret şiiri yarışması" olarak belirledi. İngiliz yazar, yarışmaya katılmak isteyenlerin şiirlerini theeditor@spectator.co.uk göndermelerini istedi.
Jan Böhmermann 31 Mart'ta Almanya devlet televizyon kanalı ZDF'de yayımlanan programında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaretler içeren bir şiire yer vermişti.
Böhmermann, Alman Ceza Yasası'nın 103. maddesi uyarınca‚ yabancı devlet adamına ya da organına hakaret suçundan yargılanabilir. Bu madde üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Hakaret iftira amaçlıysa, ceza beş yıla kadar çıkıyor.
'Beş mısralık esprili şiirler yazın'
Douglas Murray ise The Spectator dergisinin internet sitesindeki blog yazısında Erdoğan'ı "despot" olarak nitelendirdi. Murray okurlarından, kendisi gibi Erdoğan hakkında beş mısralık esprili şiirler yazmalarını ve bu şiirlerin "olabildiğince hakaret içermesini" istedi.
Yazar, şiir yarışmasının galibinin de 23 Haziran tarihi öncesi açıklanacağını duyurdu. İngiltere'de bu tarihte, ülkenin Avrupa Birliği üyeliği için referandum yapılacak.
Douglas Murray, geçen ayki bir yazısında da İngiltere Başbakanı David Cameron'ı Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği destek nedeniyle eleştirmişti.
İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore ise 10 gün önce CNN Türk televizyonunda yaptığı açıklamada, "İngiltere'de sosyal medya üzerinden Kraliçe ya da Başbakan'a hakaret etmek cezalandırılmıyor" demişti.
Douglas Murray dergininin internet sitesindeki son blog yazısında, yeni bir şiir yarışması başlattığını duyurdu. Murray yarışmanın adını da, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret şiiri yarışması" olarak belirledi. İngiliz yazar, yarışmaya katılmak isteyenlerin şiirlerini theeditor@spectator.co.uk göndermelerini istedi.
Jan Böhmermann 31 Mart'ta Almanya devlet televizyon kanalı ZDF'de yayımlanan programında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaretler içeren bir şiire yer vermişti.
Böhmermann, Alman Ceza Yasası'nın 103. maddesi uyarınca‚ yabancı devlet adamına ya da organına hakaret suçundan yargılanabilir. Bu madde üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Hakaret iftira amaçlıysa, ceza beş yıla kadar çıkıyor.
'Beş mısralık esprili şiirler yazın'
Douglas Murray ise The Spectator dergisinin internet sitesindeki blog yazısında Erdoğan'ı "despot" olarak nitelendirdi. Murray okurlarından, kendisi gibi Erdoğan hakkında beş mısralık esprili şiirler yazmalarını ve bu şiirlerin "olabildiğince hakaret içermesini" istedi.
Yazar, şiir yarışmasının galibinin de 23 Haziran tarihi öncesi açıklanacağını duyurdu. İngiltere'de bu tarihte, ülkenin Avrupa Birliği üyeliği için referandum yapılacak.
Douglas Murray, geçen ayki bir yazısında da İngiltere Başbakanı David Cameron'ı Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği destek nedeniyle eleştirmişti.
İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore ise 10 gün önce CNN Türk televizyonunda yaptığı açıklamada, "İngiltere'de sosyal medya üzerinden Kraliçe ya da Başbakan'a hakaret etmek cezalandırılmıyor" demişti.
6 kuşaktır o işi yapıyorlar
Aile ipekten elde edilen ürünleri, ABD başta olmak üzere Almanya, Danimarka gibi birçok ülkeye gönderdiklerini söyledi.
Köylülere dağıttıkları tohumlardan çıkan kozaları Gümüşgöze Mahallesi'ndeki evlerinin önündeki kazanda kaynatan aile, el dokuma tezgahlarda elde ettikleri ipek, kravat, masa örtüsü, fular gibi sayısız ürünü dokuyor.
Küçük yaşlarda ipekçilikle uğraşmaya başlayan HASAN Büyükaşık (83), sabahın erken saatinde yaktığı ocağının başına geçerek kendi bestelediği ve işini anlatan şarkısıyla kozadan iplikleri kaynayan sudan büyük bir incelikle çıkarıyor.
Dedelerinin de bu işi yaparak geçimini sağladığını ifade eden Büyükaşık, 7 yaşında öğrendiği işi o günden bu yana büyük bir aşkla yaptığını ve çocuklarına da öğrettiğini söyledi.
Yılmaz Büyükaşık, 6 kuşaktır bu işi yaptıklarını yurt içinin yanı sıra yurt dışına da ipekten elde ettikleri ürünleri gönderdiklerini kaydetti.
Babasının hala kazanın başında olduğunu belirten Büyükaşık, ''Koza Birlik'ten aldığımız ve köylülere dağıttığımız tohumları bu aylarda toplayıp çalışmalara başlıyoruz. Elimizde, Hatay'a özgü ve yok olma tehlikesi altındaki ipek böceği türü 'Hatay Sarısı'ndan 500 kadar yumurta var, onları da üretip çoğaltarak, işimizi büyük bir aşkla yürütüyoruz. Kozadan çektiğimiz ipekleri el tezgahlarında dokuyoruz. İpekten yaptığımız ürünleri, ABD başta olmak üzere Almanya, Danimarka gibi birçok ülkeye gönderiyoruz'' diye konuştu.
Hatay'da geleneksel yöntemlerle yaptıkları işin her platformda tanıtımı için çaba gösterdiklerini vurgulayan Büyükaşık, bu kapsamda hemen her fuara el dokuma tezgahlarıyla katılarak bu işin tanıtımını yapmaya gayret ettiklerini söyledi.
Ali Büyükaşık da Hatay'da ipek üretiminin devamını sağlamak için evlerinin bulunduğu alana okul yaptırma çalışmalarının bulunduğunu, ancak bunu kendi imkanlarıyla yaptıkları için 2020 yılına kadar ancak tamamlanabileceğini sözlerine ekledi.
Köylülere dağıttıkları tohumlardan çıkan kozaları Gümüşgöze Mahallesi'ndeki evlerinin önündeki kazanda kaynatan aile, el dokuma tezgahlarda elde ettikleri ipek, kravat, masa örtüsü, fular gibi sayısız ürünü dokuyor.
Küçük yaşlarda ipekçilikle uğraşmaya başlayan HASAN Büyükaşık (83), sabahın erken saatinde yaktığı ocağının başına geçerek kendi bestelediği ve işini anlatan şarkısıyla kozadan iplikleri kaynayan sudan büyük bir incelikle çıkarıyor.
Dedelerinin de bu işi yaparak geçimini sağladığını ifade eden Büyükaşık, 7 yaşında öğrendiği işi o günden bu yana büyük bir aşkla yaptığını ve çocuklarına da öğrettiğini söyledi.
Yılmaz Büyükaşık, 6 kuşaktır bu işi yaptıklarını yurt içinin yanı sıra yurt dışına da ipekten elde ettikleri ürünleri gönderdiklerini kaydetti.
Babasının hala kazanın başında olduğunu belirten Büyükaşık, ''Koza Birlik'ten aldığımız ve köylülere dağıttığımız tohumları bu aylarda toplayıp çalışmalara başlıyoruz. Elimizde, Hatay'a özgü ve yok olma tehlikesi altındaki ipek böceği türü 'Hatay Sarısı'ndan 500 kadar yumurta var, onları da üretip çoğaltarak, işimizi büyük bir aşkla yürütüyoruz. Kozadan çektiğimiz ipekleri el tezgahlarında dokuyoruz. İpekten yaptığımız ürünleri, ABD başta olmak üzere Almanya, Danimarka gibi birçok ülkeye gönderiyoruz'' diye konuştu.
Hatay'da geleneksel yöntemlerle yaptıkları işin her platformda tanıtımı için çaba gösterdiklerini vurgulayan Büyükaşık, bu kapsamda hemen her fuara el dokuma tezgahlarıyla katılarak bu işin tanıtımını yapmaya gayret ettiklerini söyledi.
Ali Büyükaşık da Hatay'da ipek üretiminin devamını sağlamak için evlerinin bulunduğu alana okul yaptırma çalışmalarının bulunduğunu, ancak bunu kendi imkanlarıyla yaptıkları için 2020 yılına kadar ancak tamamlanabileceğini sözlerine ekledi.
Teslim olan teröristler pişmanlıklarını anlattı
Güvenlik güçlerine teslim olan teröristler, PKK tarafından kandırıldıklarını belirtti ve bölge halkına yaşattıklarından dolayı pişman olduklarını anlattı.
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde güvenlik güçlerine teslim olan teröristler, bölücü terör örgütü PKK
tarafından kandırıldıklarını belirterek, örgüte katılmaları ve bölge
halkına yaşattıklarından dolayı pişman olduklarını anlattı.
Yüksekova'da bölücü terör örgütüne yönelik operasyon sırasında teslim
olan teröristlerden biri, güvenlik güçlerine verdiği ifadede, halkın
kendilerinden kaçtığını, bu yüzden yaşadıkları evleri terk ettiklerini
söyledi.
Vatandaşın evinin duvarlarını deldiklerini evlerin altında tüneller

İfadesinde teslim olduktan sonra yaşadıklarını da "Bizi oradan aldılar, direkt getirdiler. Bize yemek verdiler, bizi iyi ağırladılar. 15, 16, 17 yaşındaki genç çocuklar vardı hepsitelef oldu. En kısa zamanda gelip devlete sığınsınlar, bunun başka bir çaresi yok. Gittikleri yol, iyi yol değil, Kürt davası değil. Ama bunlar kin kusuyorlar, gencecik çocukları resmen ölüme sürüklüyorlar." sözleriyle aktardı..
'Herkesi kandırıp bu hale getiriyorlar'
Diğer terörist ise "Bu barikatların halka bir faydası olsaydı, halk
burada olurdu, hendekleri barikatları bırakıp gitmezlerdi." dedi. Teslim
olmaya karar verdiğini ama korkularının da bulunduğunu belirten
terörist, "Mesela belki yanlış anlaşılıp vurulma, öldürülme korkusu
vardı. Bir evden diğer eve geçmek için duvarlar açılıyordu, mevziler
filan yapılmıştı zaten önceden. Evlerde tahribat oluyordu, önceden
örgütün yerleştirdiği patlayıcılar vardı. Patlama sonucu yıkım
oluyordu." ifadelerini kullandı.

bir patlama oldu. Oradaki doktor, sözde beni muayene etti ama herhalde
etim çürüdü, doğru dürüst muayene etmediği için gittikçe kötüleşmeye
başladım. Beni tek başıma bir evde bıraktılar. Orada da epey zorlandım,
kan kaybettim. O yüzden şimdi buradayım, arkadaşlar yardım ediyor.
Tedavi ettiler sağ olsunlar, gittikçe iyi olmaya başlıyorum. Gençleri,
cahil çocukları, yaşları küçük olan herkesi kandırıp bu hale
getiriyorlar."
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)